Midem Bulanıyor, Balık Yiyemiyorum

Bir Karşıyakalı olarak binbir çeşit sebze ve otlarımız ile birlikte balık, ana besin kaynaklarımızın başında gelir. Ankara’da, İzmir’de yakaladığımız rutini yakalayamasak da haftada en az iki kere tüketmeye çalışırdık balığı. Ta ki eşim hamile kalana kadar 🙂 Balığa tapan kadın, her balık lafı geçtiğinde mide bulantısı ile konuyu kapatmaya başladı. Hatta bu yazıyı yazma fikrini söylediğimde dahi kendisini banyoya zor attı. Durum vahim. Şu anda 7 aylık hamile olmasına rağmen bugünkü tepkisinden sonra hala sorunun devam ettiği açık.

 

Emin olun bu durumun hamileliğin başında ya da sonunda olmanız ile bir bağlantısı yok. Her an bu hisse kapılabilirsiniz. Doktorumuzun aktardığına göre özellikle bu dönemde kadınların koku alma hissi çok artıyormuş ve bazı besinlere ya da herhangi bir nesneye karşı aşırı duyarlı olabiliyorlarmış. Bize ise en büyük piyango ne yazık ki balıktan yana vurdu.

 

Siz de “Eskiden çok severdim ama şimdi duymak bile istemiyorum, yiyemiyorum” diyorsanız; ancak çevrenizden “Çocuğun zeka gelişimi için gerekliymiş. Niye yemiyorsun?” sorularına maruz kalıyor ve ardından çıkarmanıza rağmen ısrarla balık yemeğe zorlanıyorsanız; işte size bazı tavsiyeler 🙂

 

Elbette ilk durağımız sizi en iyi yönlendirecek doktorunuz olacaktır ama muhtemelen benzer şekilde bilgi verecektir. Birkaç yurtdışı kaynaklı yazı ile de desteklenen menümüz aşağıda.

 

Balık niçin önemli? Elbette ki içinde bulundurduğu omega 3, fosfor ve magnezyum gibi kaynaklardan dolayı. Omega 3 asitleri ve diğer bahsettiğimiz minareller en çok balık etinde bulunur ama bunun dışında koyu yeşil yapraklı sebzeler ve cevizde de bulunmaktadır. Dolayısı ile haftada en az iki kez balık yemek yerine yine günde iki adet ceviz ve haftada iki porsiyon ıspanak, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerden tüketmek; ihtiyacı karşılamak için tümüyle yeterlidir. Ek olarak fındık, badem, muz, kakao gibi besinler de tüketilebilir. Bu besinler ülkemizde kolayca bulunabildiğinden dolayı önceliğimiz bu besinler olmalı.

 

Yine omega 3 ihtiyacını doğal besinlerle karşılayamayanlar için üretilmiş balık yağı hapları ve tabletleri de önerilmektedir. Doktorumuz da önerdi ama yukarıda bahsettiğim diyete uyduğumuz takdirde bu hapların kullanılmasına gerek olmadığını da not düştü.

 

Burada önemli olan kullanılacak olan balık haplarının türü. Biz araştırmalarımızda iki tür balık tableti ile karşılaştık. Bunlardan biri balığın gövdesinden üretilmiş olan (“fish body oil” olarak da geçer) balık tabletleri diğeri de balığın karaciğerinden üretilmiş olan (“cod liver oil” olarak da geçer) balık tabletleri. Araştırmalarımızda zararlı olan balık tabletinin balığın karaciğerinden üretilen tabletler olduğunu öğrendik. Nedenini araştırdığımızda ise bu ürünlerin yüksek oranda retinol adı verilen bir madde içerdiğini ve retinol maddesinin A vitamininin bir formu olduğunu ve hamilelik sırasında alınması gereken miktarın günde 3000 mikro gramı geçmemesi gerektiğini öğrendik. Daha fazla alınması durumunda da özellikle ilk üç aylık gelişme döneminde bebekte hasara neden olabileceğinin belirtildiğini gördük. Bizim önerimiz doğal olandan yana ama illa ki balık tabletleri de kullanmak ve diyetinizi bu şekilde desteklemek istiyorsanız balığın gözdesinden üretilmiş olanları tercih etmelisiniz.

 

Ek olarak unutulmamalı ki balık sadece bebeğin zeka gelişimi ve sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapmıyor. Aynı zamanda anne için de çok faydalı. (Hatta bizim için bile 😀 ) Hamileliğinde düzenli balık (içerdiği protein ve minerallerden dolayı) tüketen annelerde lohusalık sendromuna olmuyor ve erken doğum, preeklampsi gibi riskler de aza iniyormuş.

 

O zaman ne yapıyoruz? Hamile de olsak hamil de olsak haftada en az iki gün balık tüketiyoruz. Eğer o güzel balıkları yiyemiyor ve sindiremiyor, aksine hemencecik doğaya salıyorsak; balığın yerine bizim favorilerimiz olan ıspanak, semizotu, badem, fındık ve özellikle de ceviz tüketiyoruz 🙂

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir