Ankara’da Bebek Odası Nereden Alınır?

Merhaba anneler, merhaba anne adayları 😀

 

Ne zamandır yazmayı planladığım ancak gecikmeye uğrayan bebek odası ile ilgili yazımı şimdi sizinle paylaşmaya hazırım.

 

Öncelikle şunu belirtmek istiyorum. Tabii mobilya bakmaya gitmeden önce her zaman olduğu gibi eşim ve ben bir ön araştırma yaptık. Her zamanki gibi öncelikle bebeği olanlara, bebeği büyüyenlere, herkese bebek odalarını nereden aldıklarını, çocuklarının bebek odasını ne kadar kullandıklarını, çocuklarının aslında nasıl bir odaya ihtiyaç duyduklarını sorduk. Yani süreç her zamanki gibi aynı süreci yaşayanları taciz etmekle başlıyor 😀 Amacımız diğer hazırlıklarımızda olduğu gibi ihtiyacı doğru tespit etmek ve kaliteli uygun fiyata bu ihtiyacı satın almak oldu. Aynı bir master tezi inceliğinde yaklaştık olaya 😀

 

Sonuçlarımız gösterdi ki:

 

Bebek odası mobilyasının boyasız ve kaliteli malzemeden yapılmış olması gerekir.

 

İlerleyen yaşlarda (mesela ilkokula başlarken) kullanabileceği sadelikte ve elbette kullanışlı olmalı. (Mesela aldığınız elbise dolabının rafları, askı alanı uzunlukları bu anlamda dikkate alınmalı. Mutlaka alınacak mobilyanın nasıl kullanılacağını gözünüzde canlandırın ve görmediğiniz hiçbir ürünü almayın!)

 

Alınan bebek odası çok süslü, ayrıntılı ve 0-3 yaşa hitap edecek bir görünümde olmamalı. Bebeğiniz büyüdüğünde bu ayrıntılardan ve süslerden mutlu olmayabilir. Gerekirse süsler portatif takılıp çıkarılabilen türde olabilir. Hatta zaman zaman siz bile küçük, ince dokunuşlar ile mobilyalara harika görünümler verebilirsiniz.

 

Mümkün olduğu kadar sivri köşeli mobilyalar tercih edilmemeli (Biz mobilyamızı seçerken bu seçeneği ne kadar göz önünde bulundursak da bir örneğiyle karşılaşamadık doğrusu. Bunun yerine güvenlik malzemeleri almaya karar verdik. Bu da ülkemizde hala bazı konuların ne yazık ki değişmediğini bize gösterdi. Umarım siz bu yazıyı okurken, bahsettiğimiz tarzda mobilyalar tasarlanmaya başlamıştır bile..)

 

Bebek odasının renkleri bebek kız ise pembe, erkek ise mavi şeklinde olmamalı. Odanın rengi tamamen beyaz da olmamalı. (Biz araştırırken en çok beyaz mobilyalara rastladık. Ek olarak bu beyaz mobilyaların özellikle boyaları çok sağlıksız ve siz belki sevebilirsiniz ama hastane odasını andırıyor. İlla çok açık renk isteniyorsa, fildişi, buz rengi vs. tercih edilebilir.) Eğer beyaz tercih ediliyorsa aksesuarlar renkli seçilmeli. Bebek odasında mavi ve yeşil renkleri bebeği sakinleştiren renkler olarak tercih edildiği için bu renkler özellikle dikkate alınmalı. Unutmayın, bebeğiniz belki de yıllarca bu odada uyuyacak ve bebeğinizin iç huzuru, sizin huzurunuz olacaktır 😀

 

Eğer odada denizci, prenses, yarışçı gibi temalar oluşturulmak isteniyorsa bu takılıp çıkarılabilen ya da değiştirilebilen aksesuarlar kullanarak yapılmalı. Yoksa ilkokulda yeni mobilyalar için tekrardan arayışlara başlayabilirsiniz 🙂

Bu sonuçlar doğrultusunda artık nasıl bir mobilya alacağımıza az çok karar vermiştik. Sıra yollara düşmeye ve mobilyaları yakından incelemeye gelmişti. Fotoğraflar çekip, ürün özelliklerini not edip, fiyatlarını kenarına yazıp ardından evde ciddi bir değerlendirmeden geçirip iki gün içersinde bebek odasını almaya karar verdik.

 

Eğer Ankara’daysanız neredeyse bir şehir büyüklüğünde olan Siteler’e gidersiniz. Biz de öyle yaptık. Siteler’de sadece bebek ve genç odalarının satıldığı uzunca bir sokağın girişine arabamızı park ettik ve dükkan dükkan gezmeye başladık. Sokağın sonuna geldiğimizde ayaklarımız şişmiş ama kararımız netleşmişti. Seçenekleri üçe düşürmüş ve evde son kararımızı vermiştik.

 

Peki kararımız nasıl netleşti?

 

Öncelikle gezdiğimiz dükkanların neredeyse %70’i aynı ürünlere sahipti. Bu ürünlerin kalitesi ve inanılmaz boya kokuyor olması elemeyi kolaylaştırdı.

 

Ürünleri kaliteli olan ve üzerindeki fiyat etiketini hakkeden üç firma kaldı elimizde.

 

Bunlardan bir tanesi ÇİLEK MOBİLYA.

 

(http://www.cilek.com)

 

Ürünlerin çoğunu beğendik. Fiyatlar da herkesin düşündüğünün aksine uygundu. Bebek odaları çok şirindi ve oldukça kullanışlıydı. Ancak mobilya boyutları bize biraz küçük geldi. Çünkü biz biraz daha ilerleyen yaşlarda kullanılabilecek bir oda düşünüyorduk. Fazla çocuksu olduğunu düşünerek Çilek seçeneğini evdeki toplantımızda eledik. Ama malzeme kalitesi, boyasız ve kullanışlı olması, fiyat politikası gerçekten dikkate alınması gereken artı özellikleriydi.

 

 

Diğer mobilya firması çok da duymadığımız ama hayran kaldığımız YUX MOBİLYA oldu.

 

(http://www.yux.com.tr)

 

Malzeme kalitesi, modern tasarımı, ışıklandırma ve gizli raf seçenekleri kesinlikle bizi hayran bırakan özellikleri oldu. Aynı zamanda genç odasına dönüşebilecek kadar modern bir yapısı vardı. Ancak fiyatları diğer bebek odalarına göre biraz daha pahalıydı. Teslimat süresi de beklediğimizden uzundu.

 

 

İlk iki favorimiz böylece elenmiş oldu. Artık kararımız kesindi. Kazanan taraf CAPLOONBA MOBİLYA oldu.

 

(http://caploonba.com)

 

Malzeme kalitesi, ürün tasarımı, kullanışlı ve boyasız olması, uygun fiyat politikası, teslimat süresi, teslimat sonrası hizmetleri yani tüm kriterler istediğimiz gibiydi.

 

Çok fazla bebek odası seçeneği ve indirimli ürünler vardı. Biz mobilya tercihimizi PANNA modelinden yana kullandık. Büyüyebilen karyolası, yatağın altında büyük bir çekmecesi, kullanışlı rafları olan güzel bir dolabı, güvenli bir şekilde alçalan korkulukları vardı. Renkleri de tam istediğimiz gibiydi. Aksesuarları takılıp çıkarılabilen türdeydi. Fiyatı uygundu ve peşin ödemede iyi bir indirimi vardı. Özetle her şey istediğimiz gibiydi ve kararımızı verdiğimizde yüzümüzde kocaman bir gülümseme vardı. 😀

 

İşte bin bir zahmetle karar verdiğimiz bebek odamız:

 

İki Süper Film Birden :D

Aslında herşey bir soruyla başlar. “Anne olmaya hazır mıyım?”

 

Sonra diğer sorular ardı ardına sıralanır.

 

“Peki işim ne olucak?”

 

“Hazırlamam gereken tezi nasıl tamamlayacağım?”

 

“Kariyerim tehlikeye girer mi?”

 

“Bebeğime ben mi bakacağım yoksa bir bakıcı mı bulmak zorundayım?”

 

Tabii bu sorular yani sorunlar gittikçe büyüyebilir. Hatta sizi karamsarlığa dahi itebilir. Belki bu dönemin en keyifsiz durumları olarak tanımlayabilirsiniz bu soruları?

 

Ama herşey onun kalp atışını duyduğunuz an bir toz bulutu misali dağılır ve yok olur.

 

Sorunlar vardır, yine var olacaktır. Ama içinizde taşıdığınız mucize hala sizin mucizenizdir.

 

Sorunların biraz daha ön plana çıktığı ve hamilelik dönemine farklı bir bakış açısı getiren dram-komedi alanında izleyebileceğiniz fransız yapımı bir film: Un heureux événement (A Happy Event – Aramızda Bebek Var)

 

Filmin konusuna gelince ; film genç bir annenin günlüğünden esinlenerek hazırlanmış. Birbirine delice aşık ve tasasız bir hayat süren genç bir çiftin ilk bebekleriyle birlikte yaşadıkları sorunlar anlatılıyor filmde. İzlenmesi ve üzerinde düşünülmesi gereken bir film. Bizim açımızdan izlemesi keyifliydi ve inanın neredeyse anlatılanların tamamını öyle ya da böyle yaşadık. Eminim siz de kendi yaşamınızdan kesitler bulacaksınız 😉

 

İmdb Puanı:6.2

 

Fragman: http://www.youtube.com

 

Israrla önerebileceğim diğer bir film ise : What to Expect When You’re Expecting – Dikkat Bebek Var

 

Jennifer Lopez, Cameron Diaz ve Dennis Quaid gibi ünlü isimlerin yer aldığı filmde beş farklı çiftin yaşadıkları anlatılıyor. “Bebeğinizi Beklerken Sizi Neler Bekler” kitabından da esinlenilen film, annelerin ve babaların bir bebek sahibi olma ilgili tecrübelerini ve beklentilerini komik bir dille ele alıyor. İzlerken oldukça keyif veriyor ve filmde kendinizden birşeyler bulurken aynı zamanda çok keyifli dakikalar geçireceksiniz. Bu, hem stresli hemde keyifli dönemde eminim gecenize renk katacaktır 😉

 

İmdb Puanı: 5.4

 

Fragman: http://www.imdb.com/

 

Keyifli seyirler 😀

Midem Bulanıyor, Balık Yiyemiyorum

Bir Karşıyakalı olarak binbir çeşit sebze ve otlarımız ile birlikte balık, ana besin kaynaklarımızın başında gelir. Ankara’da, İzmir’de yakaladığımız rutini yakalayamasak da haftada en az iki kere tüketmeye çalışırdık balığı. Ta ki eşim hamile kalana kadar 🙂 Balığa tapan kadın, her balık lafı geçtiğinde mide bulantısı ile konuyu kapatmaya başladı. Hatta bu yazıyı yazma fikrini söylediğimde dahi kendisini banyoya zor attı. Durum vahim. Şu anda 7 aylık hamile olmasına rağmen bugünkü tepkisinden sonra hala sorunun devam ettiği açık.

 

Emin olun bu durumun hamileliğin başında ya da sonunda olmanız ile bir bağlantısı yok. Her an bu hisse kapılabilirsiniz. Doktorumuzun aktardığına göre özellikle bu dönemde kadınların koku alma hissi çok artıyormuş ve bazı besinlere ya da herhangi bir nesneye karşı aşırı duyarlı olabiliyorlarmış. Bize ise en büyük piyango ne yazık ki balıktan yana vurdu.

 

Siz de “Eskiden çok severdim ama şimdi duymak bile istemiyorum, yiyemiyorum” diyorsanız; ancak çevrenizden “Çocuğun zeka gelişimi için gerekliymiş. Niye yemiyorsun?” sorularına maruz kalıyor ve ardından çıkarmanıza rağmen ısrarla balık yemeğe zorlanıyorsanız; işte size bazı tavsiyeler 🙂

 

Elbette ilk durağımız sizi en iyi yönlendirecek doktorunuz olacaktır ama muhtemelen benzer şekilde bilgi verecektir. Birkaç yurtdışı kaynaklı yazı ile de desteklenen menümüz aşağıda.

 

Balık niçin önemli? Elbette ki içinde bulundurduğu omega 3, fosfor ve magnezyum gibi kaynaklardan dolayı. Omega 3 asitleri ve diğer bahsettiğimiz minareller en çok balık etinde bulunur ama bunun dışında koyu yeşil yapraklı sebzeler ve cevizde de bulunmaktadır. Dolayısı ile haftada en az iki kez balık yemek yerine yine günde iki adet ceviz ve haftada iki porsiyon ıspanak, semizotu gibi koyu yeşil yapraklı sebzelerden tüketmek; ihtiyacı karşılamak için tümüyle yeterlidir. Ek olarak fındık, badem, muz, kakao gibi besinler de tüketilebilir. Bu besinler ülkemizde kolayca bulunabildiğinden dolayı önceliğimiz bu besinler olmalı.

 

Yine omega 3 ihtiyacını doğal besinlerle karşılayamayanlar için üretilmiş balık yağı hapları ve tabletleri de önerilmektedir. Doktorumuz da önerdi ama yukarıda bahsettiğim diyete uyduğumuz takdirde bu hapların kullanılmasına gerek olmadığını da not düştü.

 

Burada önemli olan kullanılacak olan balık haplarının türü. Biz araştırmalarımızda iki tür balık tableti ile karşılaştık. Bunlardan biri balığın gövdesinden üretilmiş olan (“fish body oil” olarak da geçer) balık tabletleri diğeri de balığın karaciğerinden üretilmiş olan (“cod liver oil” olarak da geçer) balık tabletleri. Araştırmalarımızda zararlı olan balık tabletinin balığın karaciğerinden üretilen tabletler olduğunu öğrendik. Nedenini araştırdığımızda ise bu ürünlerin yüksek oranda retinol adı verilen bir madde içerdiğini ve retinol maddesinin A vitamininin bir formu olduğunu ve hamilelik sırasında alınması gereken miktarın günde 3000 mikro gramı geçmemesi gerektiğini öğrendik. Daha fazla alınması durumunda da özellikle ilk üç aylık gelişme döneminde bebekte hasara neden olabileceğinin belirtildiğini gördük. Bizim önerimiz doğal olandan yana ama illa ki balık tabletleri de kullanmak ve diyetinizi bu şekilde desteklemek istiyorsanız balığın gözdesinden üretilmiş olanları tercih etmelisiniz.

 

Ek olarak unutulmamalı ki balık sadece bebeğin zeka gelişimi ve sinir sistemi üzerinde olumlu etki yapmıyor. Aynı zamanda anne için de çok faydalı. (Hatta bizim için bile 😀 ) Hamileliğinde düzenli balık (içerdiği protein ve minerallerden dolayı) tüketen annelerde lohusalık sendromuna olmuyor ve erken doğum, preeklampsi gibi riskler de aza iniyormuş.

 

O zaman ne yapıyoruz? Hamile de olsak hamil de olsak haftada en az iki gün balık tüketiyoruz. Eğer o güzel balıkları yiyemiyor ve sindiremiyor, aksine hemencecik doğaya salıyorsak; balığın yerine bizim favorilerimiz olan ıspanak, semizotu, badem, fındık ve özellikle de ceviz tüketiyoruz 🙂

Göbek Sorunsalı

Eşimin hamileliğinin ilerleyen dönemlerinde özellikle göbeği ve karnı ile çevremizden aşağıda listelediğim tepkileri almayı başladık.

 

Bu nasıl hamilelik? Göbeğin hiç belli olmuyor.

 

  • Kesin rejim yapıyorsun. İnsanın azıcık da olsa karnı çıkar.
  • Sen niye kilo almıyorsun. Kesin bebeğin çok zayıf olacak.
  • Kesin iyi beslenmiyorsun, bebek de iyi beslenmiyor ki büyümüyor.
  • Benim hamileliğimin bu dönemlerinde. Ohooo. En az senin iki katın olmuştum.
  • Bak hemen hemen seninle aynı dönemde doğum yapacağız. Bir bana bak bir de kendine. Bebeği iyi beslemiyorsun kesin.

 

Bunun gibi benzer birçok yorum daha. Tabii ki de eşim yine klasik olarak bir telaş, bir korku. Soruşturmalar, araştırmalar ve ortalığı ayağa kaldırmalar. Hatta ben eşimin kilosuna ve sağlıklı beslenmesine dikkat ettiğim ve o yönde herşeyine karıştığım için bana karşı yapılan asılsız suçlamalar vs 🙂

 

Soz sözü yine doktorumuz söyledi. “Bebek gayet sağlıklı. Kilondan da çok memnunum. Keşke tüm anneler bu şekilde kilosuna ve yediklerine dikkat etse.” Ek olarak her annenin yapısının aynı olmadığından ve bazı annelerin rahmin iç yapısının geniş olmasından dolayı, bebek iyice büyümeden kendine fazla belli etmediğinden bahsetti. Sonunda da bana bir teşekkür 🙂 Anneyi özellikle gereksiz ve fazla kilo konusunda doğru yönlendirdiğim için 🙂

 

Şimdilerde ise eşimin karnı çıkmaya başladı. Sonuç olarak telaşlanacak birşey yok. Karnım çıkmıyor, bebek beslenmiyor diye sağlıksız beslenmeye ise hiç gerek yok. Ne seviyorsanız onları yemeğe çalışın. Günlük beslenme tarzınızı fazla değiştirmeyin. Zaten doktorunuz ek olarak almanız gereken gıdaları size aktaracaktır. Ben de ilerleyen dönemde bu yönde yazılar hazırlarmaya çalışırım 😉

 

Son olarak da özellikle “sen iki canlısın daha çok yemelisin” diyenlere de hiç itibar etmeyin 🙂

Hangi Bebek Arabasını Almalıyım?

Hangi bebek arabasını alacağınıza karar vermeniz size ilk başta sıradan bir problem gibi görünebilir. Ama emin olun otomobilinizi daha kısa sürede satın almayı başarmışsınızdır 😀 İşte bu nedenle önce ihtiyaçlarımıza, olmazsa olmazlarımıza bakacağız. Ardından da favori listemizi oluşturan 5 markayı inceleyeceğiz. Sanırım bebek arabası eşimle birlikte en fazla zaman harcadığımız ihtiyaçtı. Umarım bu yazı ile sizin harcayacağınız zamanı en azından minimuma indiririz. Unutmadan yazının neredeyse tamamı psikopatlık seviyesinde özellikle eşimin hazırladığı ve derlediği notlar ve bilgiler çerçevesinde hazırlandı 🙂 Karar vermede de son noktayı birazcık ben koydum sanırım. Malzeme kalitesinden, güvenlikten vs. bir şekilde emin olabiliyorsunuz ama kullanım kolaylığı ve işlevselliği başka. Ben de “Bu kadar araştırma yeter, hadi belirlediğimiz tüm arabaları tek tek deniyoruz” dedim ve eşimin de en kolay şekilde kullandığı ve işlevselliği, yer kaplaması vs. en iyi olan arabaya karar verdik. Hatta denemelerimizde bir elimize oyuncak bir bebek alıp, onu da senaryoya dahil ettik 🙂 Aşağıdaki önerilerimizden sonra siz de mutlaka bu denemeleri yapın. Bir de unutmadan asla bu alışverişlerinizi iyice sona bırakmayın! Yoksa inanın anne için alışveriş çok zorlaşıyor!!

 

Evet, bebek arabasını almadan önce bir çok anneyle telefon görüşmeleri ve yazışmalar yaptım. Yerli ve yabancı kaynaklı sitelerin forumlarındaki yorumları değerlendirdim. Annelere göre standart bir bebek arabası en fazla 1 yaşına kadar kullanılıyor. Ardından da kolay katlanabilen en hafifinden bir baston puset alınıyor.

 

Bebek arabasında anneler ilk olarak hafif olmasına ve tek elle kolay katlanıp taşınabilmesine bakıyorlar. Eğer bu özellikleri taşıyan iyi bir bebek arabası bulurlarsa, daha uzun süre bebek arabasını kullanmaya devam edebiliyorlar.  Yani anahtar kelimeler hafif ve kolay katlanabilen bir bebek arabası. Bu özelliklerin dışında çift yönlü kullanım (özellikle bebeğinizin ilk zamanlarda yüzünün size dönük olması açısından oldukça önemli), bebeğin güvenliği, yatış pozisyonları, tekerleklerin sağlamlığı ve hareket kabiliyeti gibi özellikler de dikkate alınıyor.

 

Sıra geldi uzun araştırmalar sonucunda belirlediğim ilk 5 arabanın belirgin özelliklerini sıralmaya:

 

Not: Aşağıda listelediğim beş arabayı tek tek inceleyerek test sürüşünden geçirmiş bulunuyorum. Niye bazı çok bilinen arabalar giremedi diye de sorabilirsiniz ama bizim kriterlerimize en çok aşağıdaki 5 araba girdi. Bunun dışında birçok araba var tabii ki ve karar sizin ama bizim kriterlerimize aşağıdakiler uydu. Hatalı karar alıp, sonradan ah, vah dememek için iyi bir araştırma gerçekten gerekiyor. Anne-baba adayları ya da yeni anne-baba olanlar bizi anlayacaktır. Psikopat değiliz, bilgilerinize 😀

 

1. PEG PEREGO Uno Bebek Arabası (Ait Olduğu Ülke: İtalya)

 

Peg Perego markası Türkiye’de çok tercih edilen bir marka değil. Ancak yurt dışında çok fazla kullanıcısı olduğunu söyleyebilirim. Bu markanın bir çok artı özelliği olmasına karşın ağır ve büyük olması bize uygun özellikler değildi. Ama bu özellikler göz ardı edildiğinde (kullandığınız otomobilin bagaj büyüklüğü uygunsa tercih edilebilir) iyi bir bebek arabası olduğunu söyleyebilirim.

 

Olumlu Özellikleri

 

  • Çift yönlü kullanım için itme kolunu öne doğru hareket ettirmeniz yeterli.
  • Oturma ünitesi 3 ayrı kademede ayarlanabiliyor.Ayak örtüsü ve tam yatar sırt kısmı ile birlikte bebek arabanız New York stili bebek arabasına dönüşebiliyor.
  • Eşyalarınızı rahatlıkla yanınızda taşıyabileceğiniz  büyük bir sepeti var.
  • Kol boyu ayarlanabiliyor.
  • Kolaylıkla katlanıp yeniden açılabiliyor.
  • Mama tablası ve su koyabileceğiniz bir aparatı mevcut.
  • Arka tekerlek fren sistemi kullanılıyor.
  • Uygun fiyat politikası.

 

Olumsuz Özellikleri

 

  • Orta kalitede bir kumaş kalitesi var. Dayanıklı gözükmüyor.
  • En önemlisi oldukça ağır. Yaklaşık 11 kilo.
  • Katlansa da yer kaplıyor.
  • Tekerleklerin hareket kabiliyeti pek iyi değil.
  • 5 noktalı emniyet kemeri var ancak yumuşak bir dokusu yok. Bebek rahat edemeyebilir.
  • Servis problemi yaşamanız mümkün.

 

2. QUİNNY Zapp Bebek Arabası (Ait Olduğu Ülke: Hollanda)

 

Son zamanlarda en sık rastladığım bebek arabalarından biri QUİNNY marka bebek arabası oldu. Peynir ekmek gibi gidiyor diye düşündüm 😀 Tavsiye edenlerin sayısı da oldukça fazlaydı. QUİNNY bebek arabalarının bir çok modeli mevcut. Hafif olması nedeniyle Zapp modelinin yaygın olarak tercih edildiğini gördüm. Ancak bu modelin tekerlekleri ve iskelet yapısı bize pek güvenilir görünmedi.  Ayrıca tüm QUİNNY modellerinde gördüğümüz çift yönlü kullanım zorluğu ve tek elle katlanma sorunu bizim için oldukça önemliydi.

 

Olumlu Özellikleri:

 

  • Uygun fiyat. (Ancak QUİNNY markalı diğer ürünler bu model kadar ucuz değildi.)
  • Baston pusetler kadar hafif bir iskelet yapısı var. Yaklaşık 6 kilo. Puset ile birlikte 7,5 kilo.
  • Maxi Cosi pusetleriyle birlikte kullanılabiliyor. Bu puset markası oldukça güvenilir ve yaygın bir marka.
  • Arka tekerlek fren sistemi kullanılıyor.

 

Olumsuz Özellikleri:

 

  • Tek elle katlanamıyor. Aynı anda iki elinizi de kullanarak katlama yapmanız gerektiğinden bebeğinizi nereye bırakacağınızı düşünebilirsiniz.
  • Çift yönlü kullanım olduğu söylense  de en pahalı modelinde de bile oturma ünitesini veya puseti çift elle sökmeniz ve ters çevirerek takmanız gerekiyor. İçersinde bebeğiniz varken bu işlemi yapmak tabi daha da zorlaşıyor.
  • İskelet yapısı hafif olduğu ve oturma pozisyonu bebeğinize uygun olmadığı için güvenilir bir bebek arabası olduğunu söylemek zor.
  • Tekerlerlerin hareket kabiliyeti yeterli değil.

 

3. CONCORD NEO Bebek Arabası (Ait Olduğu Ülke: Almanya)

 

Genelde Alman ürünlerine güvenen ve bu ürünleri tercih eden bir aile olduğumuz için Concord Neo  oldukça ilgimizi çekti. Ürünün kaliteli olduğu test sürüşlerimizde de belli oldu. Ancak bizi rahatsız eden bir kaç nokta vardı. Birincisi eşim çift yönlü kullanımın sıkıntılı olduğunu fark etti. İkincisi ise arabanın katlanabilmesi için bebeği bir kenara bırakıp çift elle bu işlemi yapması gerekiyordu. Katlandıktan sonra bir valiz gibi kolaylıkla hareket ettirilmesi bile bu işlemi basitleştirmeye yetmedi.

 

Olumlu Özellikler:

 

  • İtme kolu ayarlanabiliyor.
  • Kaliteli ve kolaylıkla silinebilen, bebeğin rahat edebileceği bir kumaş yapısı kullanılmış.
  • 5 noktalı emniyet kemeri bebeği rahatsız etmeyecek şekilde tasarlanmış. Güvenli bir bebek arabası.
  • Tekerleklerin hareket kabiliyeti oldukça iyi ve sağlam.
  • Arka tekerlekler sökülebildiği için uzun seyahatlerde kullanışlı.
  • Oturma ünitesi 4 ayrı kademede ayarlanabiliyor.
  • Arka tekerlek fren sistemi kullanılıyor.

 

Olumsuz Özellikler:

 

  • Fiyatı yüksek.
  • Çift yönlü kullanım için oturma ünitesini veya puseti çift elinizle söküp ters çevirerek takmanız gerekiyor. Zor ve yorucu bir işlem.
  • Katlanması kolay gibi gözükse de bu işlemi çift elle yapmanız gerekiyor. Bu sırada puseti veya oturma ünitesini de bir kenara bırakmanız bebeğiniz için güvensiz bir ortam oluşturabilir.
  • Ağırlığı 9 kg.

 

4. JANE RIDER Bebek Arabası (Ait Olduğu Ülke: Almanya)

 

Araştırmalarımız sırasında öğrendik ki Jane Rider markası Concor Neo nun yan markası oluyormuş. Arçelik-Beko gibi 😀 Zaten arabayı incelediğinizde benzerlik sizi bu konuda yanıltmayacaktır. Concord Neo ile bir çok özelliği aynı olan Jane Rider bebek arabalarının iki artısı bulunmakta. Bunlardan bir tanesi oturma ünitesi içerisindeyken kolaylıkla katlanabilmesi ikincisi ise pusetinin 180 derece yatırılabilir özelliği olan tek puset olması. Ancak çift yönlü kullanım sorunu bu markada da mevcuttu. Ayrıca piyasada ki fiyatı da oldukça yüksek. Benim önerim ise Concord Neo da karar kılanlarınız varsa biraz daha fazla ücret ödeyip Jane Rider’ı almanızdır.

 

Olumlu Özellikler:

 

  • İtme kolu ayarlanabiliyor.
  • Kaliteli ve kolaylıkla silinebilen, bebeğin rahat edebileceği bir kumaş yapısı kullanılmış.
  • 5 noktalı emniyet kemeri bebeği rahatsız etmeyecek şekilde tasarlanmış. Güvenli bir bebek arabası.
  • Oturma ünitesi içersindeyken kolaylıkla katlanabiliyor.
  • Puseti 180 derece yatırılabiliyor.
  • Tekerleklerin hareket kabiliyeti oldukça iyi ve sağlam.
  • Arka tekerlekler sökülebildiği için uzun seyahatlerde kullanışlı.
  • Oturma ünitesi 3 ayrı kademede ayarlanabiliyor.
  • Elle fren sistemi oldukça kolay ve kullanışlı.

 

Olumsuz Özellikler:

 

  • Fiyatı yüksek.
  • Çift yönlü kullanım için oturma ünitesini veya puseti çift elinizle söküp ters çevirerek takmanız gerekiyor. Zor ve yorucu bir işlem.
  • Ağırlığı 9,5 kg.

 

5. GRACO Symbio Bebek Arabası (Ait Olduğu Ülke: ABD)

 

Bütün araştırmalarımız sonucunda eşimin en çok beğendiği araba Graco Symbio oldu. Kaliteli bir bebek arabasıydı. Çift yönlü kullanımı kolaydı. Tek elle katlanabiliyordu ve hafifti. Aynı zamanda fiyatı da diğer arabalara göre oldukça uygundu. Bu kriterler bir araya geldiğinde uzun uğraşmalarımız mutlu sonla bitmiş oldu 😀 Favorimiz GRACO Symbio 🙂

 

Olumlu Özellikleri

 

  • Çift yönlü kullanım için itme kolunu öne doğru hareket ettirmeniz yeterli.
  • Kaliteli ve kolaylıkla silinebilen, bebeğin rahat edebileceği bir kumaş yapısı kullanılmış.
  • 5 noktalı emniyet kemeri bebeği rahatsız etmeyecek şekilde tasarlanmış. Güvenli bir bebek arabası.
  • Tekerleklerin hareket kabiliyeti oldukça iyi ve sağlam.
  • Arka ve ön tekerlekler sökülebildiği için uzun seyahatlerde kullanışlı.
  • Oturma ünitesi 3 ayrı kademede ayarlanabiliyor.
  • Tek elle katlanıp yeniden açılabiliyor.
  •  Elle fren sistemi kullanılıyor.
  • Uygun fiyat politikası.
  • Ağırlığı 7,5 kg.

 

Olumsuz Özellikleri

 

  • Eşya taşıma sepeti oldukça küçük.
  • İtme kolu ayarlanamıyor.

Ankara’da Balta Nereden Alınır?

Kamplarda ve özellikle doğada yaşam ve hayatta kalma etkinliklerinde balta vazgeçilmezlerimizdendir. Burada baltalarla ilgili detaylı bir bilgi aktarmayacağım. Bu başka bir konunun başlığı. Anlatmak istediğim Ankara’da iyi balta nereden alınır?

 

 

 

Ben biraz gelenekselciyim. Baltanın sıcak ateşte yapılması gerektiğine inanırım. İzmir’de sağolsun bu geleneği sürdüren bir yerimiz vardı. Ankara’da da aradım ve sonunda buldum. Ulus’taki tarihi Suluhan Çarşı’sındaki Kurban Ticaret’de hala sıcak demircilik yapılıyor.

 

Kamyon aksı veya makasından üretilen bu baltalar oldukça kaliteli. Aslında her türlü işçilik var. Keser, çekiç, bıçak, ok ucu vs. herşey üretiliyor. Belirli adetlerin üstünde özel siparişler de alıyorlar. Özellikle bıçakları çok iyi.

 

Baltamı teslim alırken torun Yavuz Selim Özdemir ile uzunca güzel bir sohbet ettik. Oğul Ahmet Özdemir ile de tanıştım. Reklamı fazla sevmiyorlar ama en azından bizim gibi doğa tutkunları ziyaret etsin; keyifli sohbet eşliğinde ürünlerini temin etsinler. (Ben esnaf insanı severim. Özellikle emekçilere destek olunması gerektiğini düşünüyorum. Böyle kaliteli ürünlere ileride de sahip olmak istiyorsak, zanaatkarlarımız, ustalarımızı desteklemeliyiz.)

 

Ankara’da dövme bıçak, balta vs. arıyorsanız başka bir yere gitmeyin. Hem bu mesleğin gelecek nesilleri aktarılmasına vesile olun, hem de gerçek ustaların ellerinden çıkmış ürünleri kullanma şansına erişin.

 

Unutmadan belirteyim. Baltamı sorunsuz bir şekilde ve keyifle kullanıyorum 😉 Fotolardaki benim baltam 🙂

 

Dükkanda gözüme çarpan hoş bir yazıyla da bitireyim yazımı.

 

Ulus’ta
Suluhan Çarşında,
Örs İle Çekiç Arasında…
Sabırdır,
Demirdir KURBAN USTA.
Alır çekici eline,
Başlar bildik türküsüne,
Belli bir ritimde…
Bu emeğin türküsüdür,
Bir aşkın türküsüdür..
Demirin ateşe,
Ustanın demire …… “AŞKI”
Söylenir babadan oğula,
ve..
Çeliğe su verilir…
Bu; “ALIN TERİDİR” !

 

Adres: Kurban Ticaret Şehit Teğmen Kalmaz Cad./Posta Cad. Vakıf Suluhan Çarşısı No.38/20 Ulus Ankara

Hamile Kıyafetleri Nereden Alınır?

Bu yazıyı okumaya başladığınıza göre içinizde büyüyen mucizenin bedeninizde yarattığı değişiklik artık gözle görülebiliyor demektir. Her zaman giydiğiniz kıyafetleri bir kenara kaldırıp gardırobunuzda yer açmaya başlayabilirsiniz.

 

Eşimin hamile kıyafetine ilk ihtiyaç duyduğu zamanlarda çevremizden LCW mağazalarını önerenler oldu. Arada bir de olsa uğradığımız bu mağazada daha önce hamile kıyafetlerini hiç fark etmemiştik bile. Algıda seçicilik diye buna derler sanırım 😀

 

Her LCW mağazasında ufak da olsa hamile kıyafetleri için bir alan oluşturmuşlar. Etek, bluz, pantolon, t-shirt, şort ve elbiselerden oluşan ve fazla renk seçeneği bulunmayan kıyafetler mevcut. Fiyatları da oldukça uygun. Ayrıca http://www.lcwaikiki.com/ sitesinden de hamile kıyafetlerini beğenip almanız mümkün. Tabii ki ben yine de değişen vücut yapınıza uygun olan kıyafeti seçmek için deneyip alma yöntemini öneririm.

 

İkinci duyduğumuz mağaza ise GEBE mağazaları oldu. Biz de böylelikle Ankara CEPA alışveriş merkezinin yolunu tuttuk. Eşim mağazadaki kıyafetleri görünce bayıldı. Birini bıraktı diğerini denedi. Ben de kıyafetlerin ücretine bayıldım tabii 😀 Sonrasında ise eşimle bu mağazayı son bir seçenek olarak bırakmaya karar verdik. Hatta hala hamile kıyafeti satan bir mağaza açsak mı diye tartışıyoruz 😀

 

GEBE mağazasındaki ürünleri internet üzerinden almak istiyorsanız http://www.e-gebe.com/ sitesini ziyaret edebilirsiniz. Zaman zaman unnado.com, markafoni.com, trendyol.com, limango.com gibi online alışveriş sitelerinde de GEBE indirimlerini yakalayabilirsiniz.

 

Bu süreçte Ankara’da bulunan hamile giyim mağazalarını ve diğer alternatifleri iyice araştırmaya başladık. Eşimin başından beri çok istediği kot tulumu Kızılay’da Gama İş Merkezi’nde bulunan HELL  KLAR mağazasından bulmayı başardık. Diğer mağazalarını görmek için http://www.hellklar.com.tr/ sitesini ziyaret edebilirsiniz.

 

Fiyat politikasını oldukça uygun bulduğumuz ve çeşitliliğini sevdiğimiz bir diğer mağaza ise YEŞİM Mağazaları oldu. Ankara’nın bir çok semtinde bulabileceğiniz mağazaları ile hamile anneleri mutlu ettiğini söylemek mümkün. Eşim Bahçeli’deki Yeşim Mağazalarını keşfetmesiyle birlikte iki pantolon, bir etek, bir şort ve bir t-shirt ile her ürünün tadına baktı diyebilirim 😀 Kalitesi de gayet iyiymiş, kendisi öyle söylüyor. http://www.koyluoglu.com.tr/ sitesinden Ankara’da bulunan mağazaların adreslerini görebilirsiniz.

 

Sizlere tavsiye edebileceğim bir kaç farklı mağaza daha var. H&M, C&A ve OXXO mağazaları. H&M mağazalarını Cepa ve Gordion alışveriş merkezlerinden ziyaret edebilirsiniz. C&A mağazalarına ise Antares, Kentpark, Gordion, Ankamall ve 365 mağazalarından ulaşabilirsiniz. H&M, C&A ve OXXO mağazalarından birçok kıyafet aldık. Gerçekten kaliteli ürünlere sahipler ve birçok çeşit bulabilirsiniz.

 

OXXO mağazalarında hamile kıyafeti adı altında satışa sunulmasa da hamile tipi pantolonlar bulmanız mümkün. Fiyatı ise LCW, Yeşim gibi mağazalara kıyasla biraz daha pahalı. Cepa, Ankamall, Kızılay, Karum ve Bahçelievlerde OXXO mağazalarını ziyaret edebilirsiniz.

 

Son olarak ise sizlere online satış mağazalarının bir listesini sunmak istiyorum. Eşimle yazdığımız bu yazı ile birlikte kendinize uygun hamile kıyafetlerini mutlaka bulabileceğinize inanıyorum. Alışverişinizin tadını çıkarın 😀

 

http://www.e-secen.com/

http://www.hamilestore.com/

http://kids.limango.com.tr

http://www.unnado.com

http://www.hamilegiyim.com.tr

http://www.e-gebe.com

Hamilelikte Cilt Bakımı

Cilt bakımı bir kadının günlük hayatının en önemli parçasıdır. Özellikle hamilelik döneminde karşılaşılan sıkıntılardan biri de cilt bakımı problemleridir. Güneşten etkilenen ve ciltte oluşan lekeler ya da karın ve bacak kısımlarında beliren çatlaklar gibi.   Bu dönemde tercih edeceğiniz cilt bakımı kremlerinin veya vücut yağlarının vücudunuzda alerji yapmaması da önemli bir ayrıntıdır. Bu nedenle doğal içerikli ürünleri de tercih edebilirsiniz.

 

Şimdi sıra geldi eşimin tercih ettiği ürünleri listelemeye:

 

– Yüz için orta kalitede bir nemlendirici markası ( Nivea, Dove vs.) tercih edebileceğiniz gibi eczanelerde satılan ürünleri de (Sebamed, Bioderma vs. ) tercih edebilirsiniz. Biz doktorumuzun önerdiği Bioderma ürünlerinden yararlandık.  (Not: Bioderma ürünlerini internetten indirimli olarak kolaylıkla temin edebillirsiniz.)

 

– Nemlendiricinin yanı sıra mutlaka 50 faktörlü güneş korumalı kremlerden de kullanmanız gerekecektir. Biz bu kategoride de Bioderma ürünlerinden yararlandık.

– Eşim vücut nemlendiricisi olarak öncesinde Johnsons Baby vücut yağını kullanırken hamilelik döneminde kaşıntı ve kızarıklık oluşturması nedeniyle Rosense markasının vazelinini kullanmaya başladı. Oldukça kolay ve ucuz temin edebileceğiniz bu ürünü göğüs uçlarını nemlendirirken de kullanabilirsiniz. (Not: Eşim daha yoğun bir kıvam elde etmek için vazelinin içersine zeytinyağı da ekleyerek farklı bir karışım elde etmişti. Özellikle karın bölgesinde tek başına zeytinyağı kullanarak da nemlendirme işlemini gerçekleştirebilirsiniz.)

 

 

 

– Vücut ve yüz temizliğine gelince eşim bu alanda da zeytinyağlı doğal köy sabunlarını tercih etti. Daha öncesinde kullandığı duş ve yüz jellerinin alerji durumu yaratması bu tercihinde oldukça etkili oldu diyebilirim. Sabunun cildi kuruttuğu düşünülse de zeytinyağlı ve gliserinli sabunlar hem cildi nemlendiriyor hem de iyi bir temizlik sağlıyor. Siz de Dalan markasının gliserinli ve zeytinyağlı sabunlarını çoğu markette kolaylıkla bulabilirsiniz. O da köy sabunları gibi memnun edecektir.

 

Annelerimizden Öneriler 🙂 

Hep ifade ettiğimiz gibi sizlerden gelen öneriler de çok önemli. Dolayısı ile sizlerin paylaşımlarını da bekliyoruz. Aşağıda siz değerli anne ve anne adaylarımızdan gelen diğer önerileri de bulabilirsiniz:

 

Çatlakların Önüne Geçmek İçin Öneriler:

Mustela (Göknur Çelik), Lierac (Zeynep Şahin Timar)

İlk Tekmeleri Hissetme

Bir insan bir tekmeye bu kadar çok sevinir mi demeyin. O tekme dünyalar tatlısı bebişinizden geldi mi dünyanın en mutlu insanı oluverirsiniz bir anda 🙂 Şimdi burada benim hissettiğim ilk tekmeyi mi yoksa eşimin hissettiğini mi yazayım bilemedim. Benimki elbette inanılmazdı. İçeriden gelen baba ben buradayım ve iyiyim mesajı gibiydi ama asla annenin hissettiği gibi olamaz sanırım.

 

Muhtemelen 16-22 haftadan önce bebeğin hareketini hissedemezsiniz. Doktorumuzun söylediğine göre 7-8. haftadan itibaren bebeğimiz hareket etmeye başlarmış. Biz biraz şanslıydık. Daha 16. haftanın başında bebeğimizin hareketlerini hissetmeye başladık. Çok az anne bu dönemde hareketleri hissetmeye başlarmış. Bu döneme “quickening” deniyor ve bebeğin ilk hareketleri o kadar küçük oluyor ki çoğu anne bunları gaz dolaşması ya da bebeğin içinde bulunduğu sıvıdaki dalgalanmalar olarak ifade ediyor. Dolayısı ile hala bebişinizi hissetmediyseniz telaşlanmayın. Her bebek farklıdır ve yattığı pozisyon, plasentanın pozisyonu vs. bu durumu etkileyebilir.

 

Biz tekmelerin ve bebeğimizin karın içinde sağdan sola, aşağıdan yukarıya geçişlerinin yarattığı coşkuyla eğlenirken; birden bebeğimizin çok hareketli olduğunu düşünmeye başladık. Nitekim doktorumuzun artık önümüzdeki 2 hafta içinde bebeğin tekmelerini hissetmeye başlayabilirsiniz dediğinde; biz zaten 2 haftadır bebişin hareketlerinden haberdardık. Elbette biraz korktuk. Bir de çevremizdeki yine her zaman olumsuz yönde fikir beyan eden insanlar yüzünden iyice telaşa düştük. Nitekim doktorumuzun ifadesi ile rahatladık. Bu durumun bebeğin sağlığı ile alakası yokmuş ve ileride de bebişimiz hiper aktif olmayacakmış. Cinsiyetin de hareketle alakası yok (En çok buna gülmüştüm 😀 ) Henüz bu yönde literatürde bir çalışma yokmuş. Öyle ki asıl 28. haftadan sonra eğer bebeğin hareketlerinde azalma olursa sorun olabilirmiş ve detaylı bir inceleme gerektirebilirmiş. Çok şükür şu anda böyle bir durumumuz yok ama 28. haftadan sonra eğer bebeğinizin en aktif olduğu 4 saattlik bir dilimde en az 10 kez hareketini hissetmediyseniz hemen doktorunuza başvurabilirsiniz. Son olarak hamileliğin sonuna doğru tekmeler zaman zaman acı ve ağrılara sebep olabilir. Bunlar da doğaldır. Telaşlanmayın, zaten doktorunuz da bu yönde bilgi verecektir. Sonsuz mutluluk için azıcık ağrı ve sızıya değer.

 

Bebişin hareketlerini ve tekmelerini kolayca hissetmek için birkaç ipucu da yazalım. Gerçi doktorumuz bebek rahat değilse, içeriden güzel tekmeler ile sizi uyarır demişti ama siz daha çok bebeği rahat şekilde dinlenirken hissetmeye çalışın.

 

  • En kolay hissetme biçimi, yatağa uzanıp, sessizlik içinde bebişinizin hareketlerini dinlemek olacaktır.
  • Bizim bebişimiz sıkıştırılmaktan hoşlanmıyordu. Rahatına düşkün sanırım. Dolayısı ile onu sıkıştıracak her türlü pozisyonda tekmeyi hemen basıyordu. Sırt üstü yatma, azıcık eğilme, kucağa birşeyler alıp oturma vs. Dolayısı ile bu rahatsız edici durumlar da bebeğinizin harekete geçirecektir.
  • Bir diğer güzel yöntem de müzik. Zaten bebeğinizin belirli bir dönemden sonra dışarıdan gelen sesleri duymaya başlıyor ve müzik dinletme de tavsiye ediliyor. Bizim bebişimiz özellikle Metal, Jazz ve Klasik müzik türlerine hep güzel tepkiler verdi. Müzik de bebeğinizi hissetmeniz için iyi bir alternatif olabilir.
  • Eşim sportif aktivitelerinden sonra da dinlenirken bebeğin çok hareketlendiğini söylemişti. Belki de bizim ki gezmeyi seviyordur ve anne oturduğu anda tekmeyi basıyordur 🙂
  • Son olarak da besinler. Özellikle şekerli besinlerden sonra bebek inanılmaz hareketleniyor. Bu da ilerisi için bir ipucu olabilir 🙂 Çocuklara çok fazla şeker yedirmemek lazım. Ek olarak hemen hemen her yemekten yarım saat sonra da tekmelemeyi seviyordu bizimki. Sanırım yediği güzel yemeklerin keyfini tekmeleyerek çıkarıyordu 🙂

 

Unutmayın ki içeriden gelecek her türlü tekme iyidir 🙂